8 Tem 2017

Affedersiniz Ulan

18 yorum
Birşeyler yazmak istiyorum. İçimden gelmiyor. Affedersiniz ulan dedim kendime nasılsa kendin çalıp oynuyorsun. Hangi makamdan çalarsan çal, nasıl oynarsan oyna. Yada otur oturduğun yere. Yazmak için gelmedin belki dünyaya. Bazılarımız yalnızca okumalı belki de. 

Durur muyum? Zaten çocukken annem dur dedikçe göğe zıplar, zıpla kızım zıpla yavrum dedikçe dururdum. Tersine yapmaya alışkın olduğumdan yine durmadım. 

Sohbet etmek istiyorum. Teknolojinin zararlarından, fasulyenin yararlarına kadar uzanan milyonlarca konudan birini seçebiliriz. Bence harika olur. Mesela yarın mor duttan bahsederim. 

Çünkü tatildeyim. Mollakasımda. Annem sayesinde duttan başka birşey görmüyorum ki. Tabii dut konusunu yazarım. Bir gün reçelini ertesi gün marmelatını. Biri annemi durdursun. 

Babamı da durdursun bari o birileri. Bir zamanlar hazetmediğim ilerleyen yıllarda azar azar içtiğim sigaraya birden bire başladım ama adam evden çıkmıyor ki. İyi mi ediyor kötü mü bilemedim. 

İlerleyen günlerde nasipse Giresun'a gidiyorum. Canım sıkıldıkça telefonla uğraşır başınızın etini yerim artık. O vakte kadar Allaha emanet olun... 

Aslıhan

Not : beni tanıyanları şaşırtacak bir yazı biliyorum. Bir günde ben deli olayım olmaz mı? Dışım 23 içim 73e vardı çünkü. Ve ben hiç  çocuk olamadım arada bir böyle bir değişimi mazur görün olur mu? 


Devamını Oku>

14 Haz 2017

NASIL GİDİYOR HAYAT?

12 yorum
Yorgunum. Bir annenin sancılarının ardından çektiği o tatlı yorgunluk gibi. Ruhum sancılar içerisinde. Sancılardan sonra gelecek olanı beklemekteyim. Bizi hep inandırdıkları gibi zorluğun ardından mutluluğun geleceğini umuyorum 

°°°°°°°
Hayatım garip bir düzende ilerlemeye devam ediyor. Kah kabullenerek kah isyan ederek yaşıyorum. Mutlu olmam için iyi bir not almam, isyan etmem için bir aksilik yetiyor. 

Hala bazen dayımın yaşadığını düşündüğüm anlar oluyor. Annem için çok daha zor ama dayanıyor bir şekilde. Bu acıyı tanımlarken babam daha önce öldü ama ben şimdi yetim kaldım diyor.  En büyük destekçisi babam şu sıralar bir kanadı kırıkken diğerinin de kırılmasını istemiyor. 

Okul bu aralar kendisinden beklenmeyecek derecede iyi gidiyor. Sadece 3 bütüm vardı. 1 tanesi kaldı şükür. Normalde finallere girer gibi bütün derslerden girerdim büte. 

İş aramaya devam ediyorum. Devletin yaptığı bir düzenleme ile krediler Eylül değil haziranda kesildi. Şimdi 3 ay gerideyim yani. Son girdiğim mülakatta hayallerimi sordular. Bana. Gerisini sizin hayal gücünüze bırakıyorum. 

Hazır her konudan bahsettiğim bir yazı yazmışken bir konudan bahsetmek istiyorum. Hızlı süren, bir yandan da bağırarak telefonda kavga eden, bütün çukurlara Allahın emriymiş gibi giren, bütün yolcuları tavanla buluşturan şoförlerden nefret ediyorum. Oh buda içimde kalmadı. 

Ramazan iyi gidiyor. Hatta çok iyi gidiyor. Sadece normal düzene dönebilmek ve istediğim miktar su içmek için bayramı bekliyorum. 

İşte böyle gidiyor dostlar bende hayat. Ya sizde nasıl gidiyor? 

Devamını Oku>

25 May 2017

HEDİYE GELDİ & İLK İZLENİM

8 yorum

Merhabalar efendim. Hayırlı akşamlar dilerim. Yazı yazmayı kelimeleri böyle yanyana dizmeyi ne çok özlemişim.

Bugün size çok sevindiğim bir hediyeyi paylaşmak istedim.  Çok çok uzun süre önce taa takvimler 2016 yılında iken bendeniz bir çekiliş kazanmıştım. Sevgili kız kardeşler Blogger dünyasının güzide hanımefendileri Esra ve Büşra kardeşler bana 30₺'lik babil.com hediye çeki hediye etmişlerdi. Şimdiye kadar kullanmak nasip olmamıştı. 

Tam kitaplara karar verdim ki meğerse babil el değiştirmiş ve hediye çeki olayı tamamen ortadan kalkmış, sağolsun kızlar onuda hallettiler. Kendilerine çok teşekkür ederim tekrardan. 

Hangi kitapları aldığıma bakalım istiyorum. Böylece ilk izlenim yapmış oluruz. Öncelikle babilin baloncuklu poşet ile gayet korunaklı bir şekilde gönderdiğini söylemeliyim. Bir not defteri ve iki ayraçta eklenmişti siparişe. Aras kargo ile 2 günde İstanbuldan Vana geldi. 

Fotoğraflar için kusura bakmayın lütfen. Bahçede çekeyim dedim. Ve bir türlü istediğim gibi olmadı. Daha sonra da fırsat olmadı ne yazık ki.



Stefan Zweig'in daha önce satranç kitabını okumuştum. Karakterlerinin özellikleri ve yaptığı psikolojik tahlilleri beğeniyorum. Bu kitabında ise tek taraflı bir aşkı anlatıyor. Bir kadının saplantılı ve güzel aşkını okuyacağız :))


Yine bir Zweig eseri. Duyarsızlıktan hislerin yeniden doğumuna uzanan bir öykü.


 İran edebiyatından bir eser hâlâ İran'da yasaklı diye biliyorum. Okuyanlar tarafından anlam içinde anlamlar barındıran bir kitap olduğunu söylüyorlar. İran edebiyatını ve sinemasını çok seviyorum zaten. Köklerim oradan geldiği için sihirli bir tarafı olduğunu hissediyorum. Ama bazı taraflarını pek sevdiğim söylenemez. 


Kafkanın en bilinen öyküsü. Kafka kafası denilen birşey var. Bir adam bir böceğe dönüşüyor diyeyim anlayın :)


Aragon bu kitap için "dünyanın en güzel aşk hikayesi" demiş. Zaten Aytmatov'un kalemi malumunuz.


Kitap kendine çekti her nedense. Okuduğum yorumlarda babacan bir üslupla yazıldığını söyleniyor. Gençler için muvaffak olmanın yollarını öğütlerle yazıyor.


Wolf'u severim. Ancak henüz bu yayın evinin çevirisini sevecek miyim? emin değilim. Tamamen fiyatına aldandım.

Zaten çok bilinen kitaplar şimdi kadar okumadın mı? Diyeceksiniz kimisine fırsatım olmadı. Kimisini kütüphanemde görmek istedim. Kimisini bir küçük boyum kardeşime de okutmak için seçtim. Geç olması güç olmamasından iyidir. 

Kızlara tekrar çok teşekkür ediyorum. İlerleyen günlerde okuduklarımın yorumunu  paylaşacağım inşallah.

Sağlıcakla kalın. Hayırlı akşamlar...
Aslıhan 

Devamını Oku>

16 May 2017

HAYAT

14 yorum
"Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.” demiş  John Lennon abimiz. Bu sözün doğruluğuna hep katılırdım ancak bir gün hayatımın özeti olabileceğini düşünmemiştim. 

Dayımı oldukça saf bulurdum. İyi niyetli, namazında niyazında, yıllar önce ayrıldığı nişanlısından sonra evliliğe olan isteği bitmiş bir adamdı. Kimsenin kalbini kırmaz, hak yemez hatta yemin bile etmezdi. 

Son yıllarda özellikle annemin ısrarları ile evlenmeyi planlıyordu. Ama bir türlü gönlüne yakışır birini bulamadı. 

Nihayetinde 10 gün evvel ben okula gitmek için evden çıktım. Sınavlardan önce konuları öğrenmek için gidiyordum. Öğleden sonra kütüphanede blog yazısı yazmayı planlıyordum. Yolda Esra'm ile konuştum. 2 gün önce bir rüya gördüm. Çok mutluyum. Sanırım gülümsemek gülmeyi çağırıyor dedim. Bundan sonra daha çok gülümsemeyi planlıyorum da demiştim... Onunla telefonu kapattım yüzümde yenilerini çağıracağını umduğum gülümseme vardı. 

Sadece 1 dakika sonra babaannem aradı. Dayım her cuma namazı için öncesinde banyoya girer. O günde girmiş. Fakat çıkamadı. 

Ağlayamadım. Birşeyler boğazımda kalmıştı sanki. Havada süzülüyor gibiydim nasıl olduğunu bilmeden  anneannemlere gittim. Annem duyduğu ilk andan itibaren 5 dk da bir bayılıyor sağlık ekibi sakinleştirici vurmuyordu. Mecburen her fenalaştığında yanında olmak için ağlayamadım. Zaten her gözüme yaş geldiğinde aklıma gelen bir ayet sayesinde durdum. 

innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn

Ama 3.günün sonunda ağladım. O dolulukla herkes durulmuşken kendim için ağladım. Dayımın çok fazla seveni vardı. Herkes ondan razıydı. Ben öyle olmadığım için ağladım. Ardımdan dua edenim olmayacak diye. Bu bile bencilliğin kanıtı değil mi?! 

Uzun lafın kısası hayatı planlamayın! Planlayarak yaşanmıyor. Yarın birgün sona erdiğinde ne yaşadıklarınızdan nre yaşadıklarınızdan pişman olmayacak şekilde yaşayın. İnanıyor musun bilmiyorum okuyucu ama eğer inanıyorsan bu söylediğime dini sorumluluklarında dahil.

Evet en nihayetinde kaderimizde yazılanı yaşıyoruz ama belkide bugün alacağın kararlarda kaderinde vardır olamaz mı? 

Sağlıcakla kalın... 

Devamını Oku>